Kuranın tefsiri olur mu? Kuran, açık detaylı anlaşılır mıdır yoksa tefsir edilmesi gerekli midir?

Kuranın tefsiri olur mu? Kuran, açık detaylı anlaşılır mıdır yoksa tefsir edilmesi gerekli midir?

 

Yaratıcı, kendi dininin açıklamasını bir başka kişiye bırakmış mıdır?

Yaratıcı, anlaşılmaz, kapalı anlamlarla dolu göstergeler mi göndermiştir?

Allah, elçiyi dinde ortak olarak görmemizi mi istedi? Allah, Elçiye Kuranın açıklamasını yapmasını mı yoksa sadece ve sadece Kuranı olduğu gibi sırasıyla aktarmasını mı emretmiştir?

Hepsini, Furkan(doğruyu yanlıştan ayıran) olan Kur’an’dan detaylıca inceleyelim.

 

Kur’an tefsir edilmiş haldedir; kapalı bir anlam, açıklanılmamış bir konu veya din hakkında eksik kalmış hiçbir şey bulunmaz. Bu benim şahsi düşüncem değil, apaçık ayetlerin söylediğidir, birazdan birçoğunu paylaşacağım. Yaratıcı, kendi dininin açıklamasını kimseye bırakmaz, bırakmamıştır. Dini sadece Kurandan, diğer kitaplardan ibaret görmeden geniş bakış açısıyla evrendeki ayetlerle birlikte baktığımızda da aynı şeyi görürüz. Dinde ortak yoktur!

 

Elçiler, açıklayıcı değildir, kafalarından ayet üretip yayamazlar, kendi sözlerini din diye yayamazlar, satamazlar(ki hadis adı altında çıkarılan sözler vs. yeni bir din oluşturma çabalarıdır), yaymaya kalkışacak veya ayetleri değiştirerek anlatmaya çalışacak olsalardı eğer;

 

Hakkah 44-47.Eğer Elçi/Muhammed, bazı sözleri Bizim sözlerimiz olarak ortaya sürseydi, kesinlikle O’ndan tüm gücünü alırdık. Sonra O’ndan can damarını kesinlikle keserdik. Artık sizden hiç biriniz O’na siper de olamazdınız.

 

145.Ve andolsun ki sen, o Kitap verilmiş olan kimselere, bütün âyetleri de getirsen, yine de senin hedefine/stratejine uymazlar. Sen de onların hedefine/stratejisine uyan biri değilsin. Zaten onlar da birbirlerinin hedeflerine/stratejilerine tâbi değiller. Yine andolsun ki sana gelen bunca bilgiden sonra, sen onların boş-iğreti arzularına uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz sen, kendi benliğine haksızlık eden kimselerden olursun. (Bakara/145)

 

9-16.Onlar arzu ettiler ki, sen onlara yağ çekesin, onlar da hemen sana yağ çeksinler. Çok yemin eden, aşağılık, alaycı, gammaz; arkadan çekiştiren, arabozucu, kovuculuk için gezip duran, mal ve oğulları var diye hayrı engelleyen, saldırgan, günaha batmış, kaba/obur, sonra da kötülükle damgalı şu asalakların hiçbirine itaat etme. Âhireti yalanlayan o kişi, âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman: ‘‘Daha öncekilerin masalları’‘ dedi. Yakında Biz onun burnunu sürteceğiz. (Kalem/9)

 

73.Az kalsın onlar seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan başkasını Bize dayandırarak söyleyesin diye sana yanlış yaptırıp seni ateşte yakacaklardı. İşte o takdirde seni halil/ iz bırakan bir önder edinirlerdi. (İsrâ/73)

 

15.Ve âyetlerimiz onlara açıkça okunduğunda, Bize kavuşmayı ummayanlar: ‘‘Bundan başka bir Kur’ân getir yahut bunu değiştir!’‘ dediler. De ki: ‘‘Onu kendimin öngörmesiyle değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben, sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, kesinlikle büyük bir günün azabından korkarım.’‘ (Yûnus/15)

 

Uyarıların şiddetini görüyoruz. Dinin sahibi yalnızca Allah’tır. Bir başka varlık veya şey değildir. Birbirini destekleyen bütün ayetlerden sonra kafalarda soru işaretleri beliriyorsa eğer, ataların söylemlerinin etkisi altında olmuş olabileceğimizi düşünmeliyiz. Tefsir ifadesinin kullanılması, Kur’an’ın baştan itibaren kapalı anlamlarla dolu bir kitap olduğunu kabul etmek anlamına gelmekte. Bu da, Kur’an öğrenip, anlamaya çalışırken, şeytanı raciym(durmadan mesnetsiz düşünce üreten, özel adı iblis=düşünce yetisi)den Allah’a sığınılması gerektiğinin bir kez daha önemini vurgulamaktadır. Eğer Kurana ‘kapalı bir anlamlar birikintisini açıklamışlar’ gözüyle bakarsak, o gözle görürüz. Gördüklerimizin yanıltıcılığı kuşkusuz gerçeği anlamamızın önünde bir engeldir. Bu nedenle dikkatli olunmalıdır.

 

‘‘ تفسير Tefsir’‘ sözcüğünün kökü ‘‘ فسر fesr’‘ sözcüğüdür. ‘‘Açıklamak, örtülü şeyi açmak’‘ anlamına gelen ‘‘fesr’‘ sözcüğü, ilk olarak tıp alanında, ‘‘doktorun suya bakması’‘ anlamında kullanılmıştır. Nitekim bu kökün başka bir türevi olan ‘‘ تفسرة tefsireh’‘ sözcüğü de; ‘‘hastalığın tespiti için üzerinde araştırma yapılan sidik’‘ demektir. (Lisanü’l-Arab;c:7, s:101 Fsr mad.)

 

Kur’an, insanlar tarafından TEBYİN(AÇIĞA KOYMA) edilebilir fakat TEFSİR EDİLEMEZ.

 

(Bakara; 159-160.) İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti Biz, insanlara apaçık gösterdikten sonra gizleyenlere hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder. Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenlerve [açık delilleri ve hidayeti] açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira Ben onların tövbelerini kabul ederim. Ben tövbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.

 

(Al-i Imrân; 187.) Ve hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, ‘‘Onu mutlaka insanların önüne apaçık koyacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz’‘ diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir bedel karşılığı sattılar. Yaptıkları alış- veriş ne kadar kötü!

İŞTE, KUR’AN’IN ANLAŞILIR, DETAYLI, BESBELLİ OLUŞUYLA İLGİLİ GÖSTERGELER:

 

Hud Suresi 1-4.Elif/1, Lam/30, Ra/200. Bu Kur’an, Allah’tan başkasına kulluk etmeyin; sadece Allah’a kulluk edin diye, ayetleri, şirk koşarak yapılan yanlışı; kendi zararlarına işi ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeler içertilmiş/bozulması engellenmiş, bir de en iyi yasa koyan, bozulmayı iyi engelleyen/sağlam yapan, her şeyin iç yüzünü/gizli taraflarını da iyi bilen tarafından ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır: ‘‘Şüphesiz ben sizin için O’nun tarafından bir uyarıcı ve bir müjdeciyim. Ve Rabbinizden bağışlanma isteyin, sonra O’na tevbe edin ki, sizi adı konmuş bir süre sonuna kadar güzelce yararlandırsın. Ve her fazilet sahibine armağanlarını versin. Ve eğer yüz çevirirseniz, ben sizin aleyhinize olan büyük bir günün azabından korkarım. Dönüşünüz yalnızca Allah’adır. Ve O her şeye gücü yetendir.’‘

 

1.Hâ/8, Mîm/40.

2-4.Arapça bir Kur’ân, müjdeleyici ve uyarıcı olarak, bilen bir toplum için âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmış/ bölüm bölüm ayrılmış, yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden, engin merhamet sahibi Allah’tan indirilmiş bir kitap! Buna rağmen onların çoğu yüz çevirmişlerdir. Artık onlar kulak vermezler.( FUSSILET[DETAYLANDIRILMIŞ/AYIRILMIŞ] SURESİ)

 

Furkan Suresi 32.Kâfirler; Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimseler: ‘‘Kur’ân o’na bir defada topluca indirilmeli değil miydi?’‘ de dediler. Biz, onu senin kalbine iyice yerleştirelim diye böyle parça parça indirdik. Ve Biz, onu tane tane/ birbirine karıştırmadan vahyettik.

33.Onların sana getirdikleri her bir sorunda Biz kesinlikle sana hakkı ve en güzel açıklamayı getirmişizdir.

 

Bakara 118.Ve bilmeyen kimseler, ‘‘Allah bizimle konuşmalı yahut bize de bir alâmet/ gösterge gelmeli değil miydi!’‘ dediler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişlerdi. Onların kalpleri benzeşmiş. Biz kesinlikle, kesin bilgi ile bilgilenmek isteyen toplum için âyetleri apaçık ortaya koyduk.

 

50.Ve andolsun Biz, öğüt almaları için her şeyi, çeşit çeşit şekillerde anlattık, ama insanların çoğu sadece iyilikbilmezlikte dayattılar.(Furkan/50)

 

41.Biz, bu Kur’ân’da, onların akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde evirip çevirdik/farklı farklı şekillerde açıklama yaptık. Ve bu açıklamalar, ancak onların nefretini artırmıştır.(İsra/41)

 

54.Ve şüphesiz Biz, bu Kur’ân’da insanlar için her örnekten geniş geniş açıkladık. İnsan ise, tartışma yönünden her şeyden daha çok olandır.(Kehf/54)

 

Nahl Suresi 88.Küfreden; Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden ve Allah yolundan çeviren şu kimseler, Biz yaptıkları bozgunculuk nedeniyle onlara azap üstüne azap artırdık.

89.Ve Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi aleyhlerine bir şâhit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şâhit getireceğiz. Biz bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve Müslümanlara bir kılavuz, bir rahmet ve bir müjde olarak sana indirdik.

 

Nisa 174.Ey insanlar! Kesinlikle Rabbinizden size apaçık bir kanıt geldi. Ve Biz size apaçık/açıklayan bir ışık indirdik.

175.Artık Allah’a inanan ve apaçık ışığa sımsıkı sarılan kimseler; Allah, onları, Kendisinden bir rahmete ve fazladan bir armağan olarak bol nimete sokacak ve dosdoğru yol olarak Kendisine kılavuzlayacaktır.

 

88.De ki: ‘‘Andolsun ki bugünün, yarının tüm insanları, bu Kur’ân’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler, birbirlerine yardımcı da olsalar, onun benzerini kesinlikle getiremezler.’‘

89.Ve andolsun ki Biz bu Kur’ân’da insanlar için her örnekten evirip çevirmişizdir. Yine de insanların çoğu gerçeği örtmekten başkasından kaçındılar/ inkârda ısrarcı oldular.(İsra/88,89)

 

113.Ve işte böylece Biz Allah’ın koruması altına girsinler yahut onlara yeni bir öğüt oluştursun diye onu Arapça bir Kur’ân olarak indirdik. Onda tehditlerden tekrar tekrar açıklama yaptık.

114.İşte hak olan, biricik hükümdar olan Allah ne yücedir! Onun vahyi sana tamamlanmadan evvel, okumayı/öğretmeyi acele etme ve ‘‘Rabbim, bana bilgiyi artır!’‘ de(Ta Ha/113,114)

 

Enam Suresi 46.De ki: ‘‘Hiç düşündünüz mü, eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alır ve kalplerinizi mühürlerse, onları size Allah’tan başka getirebilecek ilâh kimdir?’‘ Bak, Biz âyetleri nasıl açıklıyoruz. Sonra da onlar sırt çevirip engelliyorlar?

Enam Suresi 55.Ve Biz âyetleri işte böyle ayrıntılı olarak açıklıyoruz. Ve suçluların yolu ortaya konsun/sana belli olsun diye.

Enam Suresi 64.De ki: ‘‘Sizi ondan ve her sıkıntıdan Allah kurtarır. Sonra da siz ortak koşarsınız.114Ve O, size Kur’ân’ı ayrıntılı/hak-bâtıl ayrılmış olarak indirdiği hâlde, Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?’‘ Ve kendilerine Kitap verdiğimiz şu kişiler, Kur’ân’ın şüphesiz Rabbinden hak ile indirilmiş olduğunu bilirler. O hâlde sen onların bu kitabın Allah tarafından indirildiğini bildikleri hususunda sakın şüphecilerden olma.

65.De ki: ‘‘O, üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye yahut sizi ayrılıkçı gruplara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yetendir.’‘ Bak, onlar iyice anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl evirip çeviriyoruz/inceden inceye açıklıyoruz.

Enam Suresi 105.İşte böylece Biz, sana, ‘‘Sen ders görmüşsün/ bunları bir yerlerden okuyup öğrenmişsin’‘ desinler ve açığa koyalım diye âyetleri evirip çeviriyoruz/geniş geniş açıklıyoruz.

 

Araf Suresi 31.Ey Âdemoğulları! Her mescidin yanında; toplum içinde süslerinizi alın, yiyin-için fakat savurganlık etmeyin; kesinlikle Allah, savurganları sevmez.

32.De ki: ‘‘Allah’ın, kulları için çıkardığı zînetleri ve tertemiz rızıkları kim haram etmiş?’‘ De ki: ‘‘Bunlar, iğreti dünya hayatında inananlar içindir –kıyâmet gününde yalnız onlar için olmak üzere–.’‘ İşte böylece Biz, âyetleri bilen bir topluluğa ayrıntılı olarak açıklıyoruz.

Araf Suresi 58.Ve güzel beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle/ bilgisiyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte Biz, kendisine verilen nimetlerin karşılığını ödeyen bir toplum için âyetleri böyle türlü türlü, tekrar tekrar açıklarız.

Araf Suresi 172,173.Hâlbuki senin Rabbin, kıyâmet günü, ‘‘Biz, bunlardan bilgisizdik’‘ demeyesiniz yahut ‘‘Bundan önce atalarımız ortak koşmuş, biz onlardan sonra gelen kuşaklarız, bâtılı işleyenlerin işledikleri nedeniyle bizi mi değişime/ yıkıma uğratacaksın?’‘ demeyesiniz diye, Âdemoğulları’nın sulbünden onların soylarını alır ve onları kendi nefislerine tanık eder; ‘‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’‘ Derler ki: ‘‘Elbette Rabbimizsin, tanıklık ediyoruz.’‘

174.Ve işte Biz, düşünsünler diye âyetleri böyle ayrıntılı olarak açıklıyoruz.

 

51.Ve andolsun Biz, Söz’ü [vahyi/Kur’ân’ı] öğüt alırlar diye birbiri ardınca yolladık.(Kasas/51)

 

17.Andolsun Biz, Kur’ân’ı düşünme/öğüt için kolaylaştırdık/hazırladık. O hâlde var mı ibret alıp düşünen? (Kamer/17)

 

27,28.Kesinlikle, Biz kendi komşularınız olan memleketleri değişime/ yıkıma uğrattık. Âyetleri, onlar dönsünler diye tekrar tekrar açıkladık. Öyleyse Allah’ın astlarından güya O’na yakınlığa vesile edindikleri düzme tanrılar, onların azabını savmaya yardım etmeli değil miydi? Tersine o düzme tanrılar kendilerinden ayrılıp kayboldular. Bu, onların yalanlarıdır/ uydurmakta oldukları şeydir.(Ahkaf)

 

11.Bundan sonra eğer tevbe ederlerse, salâtı ikame ederlerse [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturur, ayakta tutarlarsa] ve zekâtı/vergilerini verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdirler. Ve Biz âyetleri, bilen bir toplum için ayrıntılı olarak açıklıyoruz.(Tevbe)

 

28.Allah, size kendinizden bir örnek veriyor: Hiç size rızık olarak verdiğimiz şeylerde yasa ile size teslim edilen kişilerden ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur ve kendinize çekindiğiniz/ değer verdiğiniz gibi onlarla da karşılıklı çekinir misiniz/ birbirinize aynı değeri verir misiniz, eşit olur musunuz? İşte Biz, aklını kullanan bir toplum için âyetleri böyle açıklarız.

29.Tam tersi, şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapmış kimseler, bilgisizce boş-iğreti arzularına uydular. Peki, Allah’ın şaşırttığını kim yola getirebilir? Onlar için yardımcılardan da yoktur.(Rum)

 

5.O, güneşi bir aydınlık, ay’ı bir ışık yapan ve senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye, ayamenziller ayarlayandır. Allah bunu ancak gerçek ile oluşturmuştur. O, bilecek olan bir toplum için âyetleri ayrıntılı olarak açıklar. 6.Şüphesiz gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde ve Allah’ın göklerde ve yerde oluşturduğu şeylerde, Allah’ın koruması altına giren bir toplum için nice alâmetler/göstergeler vardır.(Yunus)

 

24.Dünya hayatının örneği, Bizim gökten indirdiğimiz su gibidir. Ki gökten indirdiğimiz suyla insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Sonunda yeryüzü süslerini takınıp süslendiği, sahipleri de kendilerinin, ona gücü yetenler olduklarına inandıkları bir sırada, bazen geceleyin bazen de gündüz vakti, ona emrimiz gelivermiştir de ansızın, sanki dün orada hiçbir şenlik yokmuş gibi, onu, ta kökünden biçivermiştir. Biz, âyetlerimizi düşünecek bir toplum için işte böyle ayrıntılı olarak açıklarız.(Yunus)

 

1.Elif/1, Lâm/30, Mîm/40, Râ/200. İşte bunlar, Kitab’ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen şey haktır/gerçektir. Lâkin insanların çoğu inanmıyorlar.

2-4.Allah, gökleri gördüğünüz şekilde, direkler olmadan yükselten, sonra en büyük taht üzerinde egemenlik kuran, güneşe ve aya boyun eğdiren/varlıkların yararlanacağı özelliklerde yaratan Zat’tır. –Hepsi adı konmuş bir süre sonuna akıp gidiyor.– O, işi yönetir, Rabbinize kavuşacağınız güne kani olursunuz diye âyetleri ayrıntılı olarak açıklar. Ve O, arzı uzatan, orada sabit dağlar ve ırmaklar oluşturandır. Ve O, orada bütün meyvelerden iki eş yaptı. O, geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Şüphesiz bunda iyiden iyiye düşünen bir toplum için alâmetler/ göstergeler vardır. Ve O, yeryüzünde bir teknsu ile sulanan birbirine komşu kıtalar, üzümlerden bahçeler, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar oluşturandır. Ve Biz, meyvelerinde, kokularında, tatlarında onların bazısını bazısı üzerine fazlalıklı kılıyoruz. Şüphesiz aklını kullanan bir toplum için bunda birtakım alâmetler/ göstergeler vardır.(Rad)

 

1.Elif/1, Lâm/20, Râ/200. Bunlar, Kitab’ın ve apaçık/açıklayıcı bir Kur’ân’ın âyetleridir.(Hicr)

 

1.Hâ/8, Mîm/40.

2,3.Apaçık/açıklayan kitap kanıttır ki Biz onu aklınızı kullanasınız diye Arapça bir okuma yaptık.(Zuhruf)

 

1.Elif/1, Lâm/30, Râ/200. İşte bu, o apaçık/açıklayıcı kitabın âyetleridir.

2.Şüphesiz ki, Biz onu akledersiniz diye Arapça bir Kur’ân olarak indirdik.

3.Sana bu Kur’ân’ı vahyetmekle Biz, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Hâlbuki sen, bundan önce, kesinlikle bu konu hakkında duyarsız/ bilgisizlerdendin.(Yusuf)

 

1.Tâ/9, Sîn/60, Mîm/40.

2.Bunlar, apaçık/açıklayıcı kitabın âyetleridir.(Kasas)

 

1.Hâ/8. Mîm/40.

2-7.Apaçık/açıklayan Kitab’a yemin olsun ki şüphesiz Biz, Kendi katımızdan bir iş olarak, onu, haksızlık ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeler ile dolu/ sağlam, her işin/ oluşun kendisinde ayırt edildiği, her şeyin bol bol verildiği, kazancın bol olduğu bir gecede indirdik. Şüphesiz Biz uyarıcılarız. Şüphesiz Biz, Rabbinden, göklerin, yeryüzünün ve ikisi arasındakilerin Rabbinden –eğer kesin inanan kimseler iseniz– bir rahmet olarak elçi gönderenleriz. Şüphesiz O, en iyi duyanın, en iyi bilenin ta kendisidir.(Duhan)

 

50.Ve onlar, ‘‘Ona Rabbinden alâmetler/ göstergeler indirilmeli değil miydi?’‘ dediler. De ki: ‘‘Alâmetler/ göstergeler ancak Allah’ın katındadır. Ben ise ancak apaçık bir uyarıcıyım.’‘

51.Kendilerine okunan Kitab’ı şüphesiz Bizim sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır. (Ankebût/50-51)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir