Miraç Kandili – Müşriklerin Metafizik Beklentileri – Pavlus Zihniyeti – Uydurulmuş Bir Hikaye

Allah tüm noksanlıklardan münezzehtir. Ve gözler Onu göremez, ancak O gözleri görür. Hiçbir şey Onun dengi, benzeri değildir. Muhammed sadece bir elçidir. Allahın, ne bize ne Muhammede ne başka bir insan ya da varlığa ihtiyacı yoktur. O’nun bildirdiklerinden dışarı çıkarsak eğer Din Günü hesap verebilir miyiz?

 

Onun bildirmediği bir şeyi dine yamamaya çalışanların farkındayım. Bu Pavlus zihniyetini İslama sokmaya çalışanların, bu uygulamaları dindeymiş gibi bilinçli veya bilinçsiz sürdürenlerin farkındayım. Bu yazımı düşünen beyinlere, araştırmaları için bir tavsiye niteliğinde yazıyorum. Atalar dininden sıyrılmanız kendi yararınıza olacaktır. Çoğunluk sakın sizi yanıltmasın.

 

Miraç efsanesinin konu edildiği rivayetler, Buhari; Kitabü Bedil halk; 17 ve Menakıbul Ensar; 107. no.lu rivayet, Hıristiyanlıktaki Pavlusun Vizyonu safsatasının adaptasyonudur.

 

İsra Suresinin ilk ayetindeki yürütme ile de yakından uzaktan ilgisi yoktur.

 

Müşrikler hep beklenti içindeler. Kurana veyahut daha önceki bildirimlere ŞART KOŞARAK inanacaklarını söylerler. Mucizeler olmasını beklerler. Bunlar metafizik isteklerdir. Yaratılış programı dışındaki isteklerdir. Ayın yarılması, İsa’nın göğe yükselmesi, Muhammed’in öteki aleme gitmesi, göğe yükselmesi, Musa’nın denizi ikiye yarması vs. bunlar Kurandan onay almayan hikayeler.

 

Allah, Muhammede ve insanlara mucize olarak SADECE VE SADECE KURANI bellirtmiştir.

 

50.Ve onlar, ‘Ona Rabbinden alâmetler/ göstergeler indirilmeli değil miydi?’ dediler. De ki: ‘Alâmetler/ göstergeler ancak Allahın katındadır. Ben ise ancak apaçık bir uyarıcıyım.’

 

51.Kendilerine okunan Kitabı şüphesiz Bizim sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır. (Ankebut/50, 51)

 

Müşriklerin beklentileri, saçma sapan istekleri vs. hepsi Kuranda açık bir şekilde verilmiş.

 

5.Aksine onlar: ‘Bunlar, karmakarışık düşlerdir; yok yok onu kendisi uydurdu; yok yok o bir şairdir. Hadi öyleyse öncekilerin gönderildiği gibi bize bir alâmet/gösterge getirsin’ dediler. (Enbiya/5)

 

90-93.Ve ‘Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız. Yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı. Onların aralarında şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın. Yahut iddia ettiğin gibi göğü parçalar hâlinde üzerimize düşürmelisin yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmelisin. Yahut senin altın süslemeli bir evin olmalı YAHUT GÖĞE YÜKSELMELİSİN. ANCAK, SENİN YÜKSELİŞİNE, ÖĞRENİP ÖĞRETECEĞİMİZ BİR KİTABI BİZE İNDİRMENE KADAR ASLA İNANMAYIZ’ dediler. Sen de ki: ‘Rabbim noksanlıklardan arınıktır. Ben, beşer bir elçiden başka bir şey miyim ki!’ (İsra/90-93)

 

 

DİKKAT EDİN! Beşer bir elçiye yöneltilen isteklere bakınız: Göğe yüksel, ırmaklar akıt, Allahı ve melekleri karşımıza getir vs vs. Bugün pilotların vs giydiği elbiselere, havada kullanılan malzemelere bakınız. Aklınızı kullanınız. Eğer metafizik beklentilerle vs. insanların isteklerine göre olsaydı, Muhammed ve inananlar hiçbir savaşa girmeden kazanırlardı, kimsenin ölmesine gerek kalmazdı, kimsenin acı çekmesine gerek kalmazdı. Taşlanmasına, iftira atılmasına, aç susuz kalınmasına, yutlarından uzaklaştırılmasına gerek kalmazdı. Değil mi? Temiz bir şekilde düşünmeye çalışın.

 

Allah’ın gözle görülebilir olduğunu kim neden uydurmuştur? Kurandan uzak bu yaklaşımları kimler İslama sokmaya çalışmışlardır?

 

143.Ne zaman ki, Mûsâ, belirlediğimiz vakitte geldi ve Rabbi ona söz söyledi. Mûsâ, ‘Ey Rabbim! Göster bana Kendini de bakayım Sana!’ dedi. Rabbi ona dedi ki: ‘Beni sen asla göremezsin, velâkin şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sen de Beni göreceksin.’ Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu paramparça ediverdi, Mûsâ da baygın olarak yere yığıldı. Ayılıp kendine gelince de, ‘Seni tenzih ederim, Sana döndüm; tevbe ettim ve ben inananların ilkiyim’ dedi.

 

144.Allah dedi ki: ‘Ey Mûsâ! Mesajlarımla ve kelâmımla seni insanlar üzerine seçtim. Şimdi sana verdiğimi al ve kendisine verilen nimetlerin karşılığını ödeyenlerden ol!’ (Araf Suresi)

 

103.Gözler Ona erişemez, O ise gözlere erişir; O, çok armağan sahibidir, her şeyden haberlidir.(En?âm/ 103)

 

 

 

Bakınız yine bir beklentinin olduğu haber verilmiş:

 

55.Hani bir zamanlar da siz, ‘Ey Mûsâ! Biz, Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayacağız’ demiştiniz de bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpıvermişti. (Bakara/ 55)

 

 

Kuranın nasıl detayları açıkladığını düşünen beyinler açıkça anlayabilir.

 

KURANA İNANAN BİR İNSAN ASLA BU TÜR HİKAYELERE ALDANMAZ. Düşmanları tanımak gerekir.

 

Kuran okurken, anlamaya çalışırken, beynimizin içindeki düşünce yetisinden Allaha sığınılması gerektiği boş yere belirtilmemiştir. Düşman beyninize fikir olarak yerleşir, gelenekler, uygulamalar olarak devamlılığını sürdürür, gerçek olanın dışında atalar dini halinde gelir ve bunu yaparken de DİN i kullanır. Allah adına yalanlar üretenlere itibar edenler yaptıklarının farkında oldukları anda dönmeleri gerekir.

 

Kuranda olmayan şeyleri dinmiş gibi uygulayan zihniyet, samimiyetsizliğiyle Allahın yardımını alamaz.

 

Esenlikler…

 


 

AYRICA BAKINIZ: https://istekuran.net/makaleler/kandil-geceleri.html

http://www.erdemyolu.com/isra-mirac/isra-ve-mirac-hakki-yilmaz.html

(erdemyolu.com faydalı bir site araştırmak isteyenler için)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir